Ben yoğurdu özellikle içeriğinde ki yararlı bakteriler için tüketenlerdenim. Zira bu yararlı bakteriler sindirim sisteminde özellikle barsaklarımızda yerleşirler. Ancak yanlış beslenme, antibiyotik kullanımı, zararlı alışkanlıklar gibi durumlarda azalır. Bu nedenle hazımsızlık, vitamin eksiklikleri, bağışıklığın düşmesi, kansızlık, kan şekeri düzensizlikleri gibi daha bir çok problem ortaya çıkabilir. Yoğurt da işte tam bu nokta da imdadımıza yetişiyor.

Peki yoğurdu nasıl tüketiyorsunuz?

Bu konunun da bana gelen geri bildirimlerden anladığım kadarıyla çok hassas bir noktada olduğunu gördüm. Geçen gün Sütaş Aksaray Entegre Fabrikası ziyaretimizde bizzat sizden gelen ve benim sorularımın cevapları için oradaydım.

b4276eeb-55c3-4edd-b61b-1a0ca0147882

Benim sorularım ve onların cevapları şeklinde içeriği oluşturmaya çalıştım:

– Yoğurtlarınızın raf ömrü neden uzun?

Sütaş Kalite Mühendisi Şencan Hanım;Çiftlikten Sofralara’ iş modeli ile ineklerimizin beslenmesinden başlayıp sofralarımıza kadar uzanan süreci özenle yönetiyor ve denetliyoruz. İneklerimiz, sağlıklı yem bitkileri ve kendi tesislerimizde ürettiğimiz doğal yemlerle besleniyor, doğalarına uygun çiftlik ortamında yaşıyorlar. Böylece, sağlıklı ineklerden, besin değeri yüksek, kaliteli süt elde ediyoruz. Mutlu ineklerimizin taptaze sütleri, doğal ve lezzetli ürünlerimizin en önemli güvencesini oluşturuyor.

Sütaş Yoğurt raf ömrü boyunca taze kalır çünkü;
• El değmeden sağılan, sağılır sağılmaz 4°C’ye soğutulan, özel tankerler içinde bu ısıda muhafaza edilerek en kısa sürede üretim tesislerimize ulaştırılan taptaze ve sağlıklı sütlerle üretilir,

• Her seferinde taze ve hiçbir yabancı bakteri bulaşmamış yoğurt mayası ile doğru ve sabit sıcaklıkta mayalanır,

• Yabancı bakterilerden tamamen arındırılmış, mikrobiyolojik olarak temiz hava bulunan tamamen steril ortamda yapılır ve el değmeden paketlenir,

• Standart sıcaklıkta mayalama sonrası oluşan yoğurt hızla ve kademeli olarak +4 °C’ye kadar soğutulup, soğuk zincir korunarak rotası ve sıcaklık seviyesi sürekli izlenen araçlarla satış noktalarına ulaştırılır.

– Sütlerinizin proteini zengin kısmını alıp peynir, geri kalan içeriğini mi süte ayırıyorsunuz?

71076ab3-bdbb-4e9b-b656-c49ec11ad1d5Sütaş Kalite Mühendisi Şencan Hanım: Tesise gelen sütler ilk örnek alınarak laboratuvarda analiz ediliyor. İçeriğinde ki proteine göre nasıl işleneceğine karar veriliyor. süt için daha yüksek proteinli süt seçilir mesela.

 

– Pastörize ettiğiniz sütün içeriği ne durumda kalıyor? Ürünlerinizde katkı maddesi var mı?

Sütaş Kalite Mühendisi Şencan Hanım, Pastörizasyon işlemi, 76 dereceye ısıtıp 12 sn tutup hızlıca sütü soğutmadır. Böylece süt, besin öğeleri korunarak güvenle içilebilir hale gelmiş oluyor. Pastörize ettiğimiz sütler, özel dolum makinelerinde, steril ortamda, raf ömrü süresince tazeliğini ve lezzetini koruyacak ambalajlara dolduruluyor. Sade ürünler dediğimiz, süt- peynir- ayran- yoğurtta katkı maddesi yoktur.

Ev yapımı yoğurt kısa sürede ekşirken sizin yoğurdunuz neden günlerce tadı değişmeden kalıyor?

33466b0d-5de1-4eb5-8f99-04914a375307Sütaş Kalite Müdürü Şencan Hanım; Ekşime, üretim sürecinde yoğurtta kullanılan mayanın tazeliğine, yoğurdun mayalanma ve korunma sıcaklığına ve bulunduğu ortamdan aldığı yabancı mikroorganizmaların yoğunluğuna; ambalajı açıldıktan sonra da bulunduğu ortamın sıcaklığı ve ortamdan bulaşan yabancı mikroorganizmaların sayısına bağlı olarak ortaya çıkar. Örneğin; evde yoğurt yaparken, mutfaktaki havadan, sıcaklığını kontrol ederken süte değdirilen parmaktan, yoğurda yabancı bakteriler bulaşır. Dolayısıyla hem taze maya kullanılmayan, hem yanlış sıcaklıkta mayalanan, hem de mikroorganizmalara açık ortamda hazırlanan ve saklanan yoğurdun yapısı daha hızlı bozulur ve yoğurt daha çabuk ekşir.

cevaplarını da o gün instigram canlı yayın ve storilerde izlediniz, kaçıranlar için de bu yazıyı yazmak istedim. Ben gezdim- sorularım ile bezdirdim ve öğrendim.

Bir de kendi araştırmalarımdan- bilgi ve tecrübesine güvendiğim Prof.Dr.Ener Çağrı Dinleyici’den de bir dip not katmak isterim: mayaladığımız yoğurtların içindeki faydalı bakteri miktarını ayarlayamıyoruz. İçimiz rahatlıyor ellerimizle yaptık diye ama içerik konusunda her seferinde tam olarak emin olamıyoruz. Kaliteli, yani besin değerleri iyi bir sütle mi yaptık yoksa hastalık riski taşıyan bir sütle mi? Mayamız canlı mı yoksa ömrünü tamamlamak üzere mi bilemiyoruz. Diyeceğim o ki beslenme bir tercih meselesidir, sağlığınıza, yaşam koşullarınıza… birini tercih edince harika diğerini tercih edince kötü olmuyoruz. Kendi terazimizin kefelerinde güncel bilgi ve teknolojiyle tartıyoruz.

sevgiler,

Ebe Pınar

CEVAP YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here