13012834_718577048244982_4120093322570335856_nBen bu yola doğumları güzelleştirmek için çıktım. Biliyorum ki, güzelleşen her doğum dünyayı değiştirecek en güzel adım… ve bu yolda yanıma sadece gebe iken anne olan kadınlar değil kız kardeşler edinmişim! şükürler olsun…

Şimdi sizi, Esra annenin hakikati ile baş başa bırakıyorum…

” İnsan, insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyu söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim (Muhyiddin Abdal 16. yy)

Birçok açıdan rahat bir hamilelik geçirdim . Hem fiziksel hem ruhsal olarak tüm koşullarda Zeyno bana ve babasına karşı hep anlayışlı ,destekçi ve uyumlu oldu. Onun bize sundukları karşısında onu zaman zaman yormak pahasına da olsa yaşamın kendisinden kopmadan, yaşamın zorunlu kıldıklarına ve tercihlerimin getirdiği tüm yaşamsal sonuçlara Zeyno’yu da dahil ettiğim, onun ondan önceki yaşamıma şahitlik ettiği bir hamilelik yaşadım.
Muhtemelen birçok gebe gibi bebeğimin uyumluluğu ile bana tanıdığı konfor alanını son zerresine kadar kullandım. Hamileliğimin yarısı geçmişti ve birçok şeye hazırlıksızdım. Gebe olmaya alışmak için yolun büyük bir kısmını atlatmaya ihtiyaç vardı. Doktorum büyük bir şans ve tebessümdü benim için. Onulmaz sorularımıza ve kaygılarımıza sabırla ve inançla yanıt verdi. Ama elbette bizim anlamamız, öğrenmemiz ve yola koymamız gereken onlarca şey vardı. Bebeğin odasından, hamilelik şekerine; evin bebeğe uygun hale getirilmesinden, hastane çantasına kadar onlarca konu vardı. Bizim için oldukça zordu. Anne ve baba olmayı bekleyen yakınlarımız olmamıştı yanı başımızda, hatta uzun yıllardır büyüdüğüne tanıklık ettiğimiz bebekler yoktu. Anne kucağı ile puset arasındaki yedi farkı çözmek kuantumu anlamaya benziyordu. Özellikle benim için internet aracılığıyla girdiğim araştırma serüveni karmaşıklaşan zorlaşan bir sarmala dönüştü. Yeni bir dili öğrenir gibiydim her ihtiyacın anlamına, görseline bakma gerekliliği doğuruyordu.
Doğmak fiili geçmişken, ne zaman ve nasıl “doğal doğum yapmaya” karar vermiştim bilmiyorum. Belki de karar vermemiştim. “Doğal doğum yapmak istiyorum ama kendim ve bebeğin sağlığı için ne gerekli ise onu yapacağım” gibi beylik laflar ediyordum erken hamilelik günlerimde. Doğumdan sonra daha iyi anlayacağınız bir gerçek var; nesnel dünyanın tüm şeyleri ve eşyaları elbette yaşamınızı kolaylaştırsa ve keyifli anlar yaratsa da sadece sizin için önemli. Bebek denilen küçük insanın bir gram umurunda değil o eşyalar, şeyler, metalar… Bunu sezgisel olarak fark ettiğim günlerdi sanırım benim doğum hakikatimin başlaması.
Tıpkı tezlerim, evlilik hazırlığım, işyerinde hazırladığım raporlar gibi bir altlığı olsa da son ve gerçek vuruşu son dakikaya bırakmıştım. Ilgaz’ın annesi, kadife sesli kadın ve benim Pınarım’la tanışmaya da yine geç kalmış, son dakikaya bırakmıştım. Evet, güvendiğim yayınevlerinden çıkan ve doğal doğum ekolünü destekleyen kaynaklara erişmiş onları merak, kaygı ve heves ile okumuştum. Zihnimde sezaryen denilen ve aslında bir kadının yaşayabileceği en ciddi ve ağır “tibbi operasyonlardan biri” olan doğum şeklinin hangi resim içinde bu kadar yaygın ve kabul görmüş olduğunu kavramıştım. Bu kitapları yazanlara, yayımlayanlara ve özellikle deneyim aktarımı yoluyla en mahremini kadınlık alemine sunanlara selam olsun. Zira onlar hiç tanımadıkları bu kadına ışık oldular.
Ama cesareti veren ve hakikatime yoldaş olan canım arkadaşım Pınar oldu.
Benim gibi kültürel, sosyal ve sınıfsal olarak oldukça kentli denilebilecek bir kadın açısından bilginin ufuk açıcılığına rağmen paylaşmanın verdiği inanç ve öğrenmişlik çok daha büyük bir ihtiyaçtı. Şimdilerde Pınar ile çalışmaya başlayan gebe bir arkadaşımla konuştuğumuz gibi “ etrafında onlarca kadın arkadaşın olsa da o kadar bir başına olduğun bir süreç ki hamilelik, yalnız ve tek başınasın aslında”…. Evet doğum yapacağım hastane evime yakındı ve bu bir avantajdı ama dezavantaj olabileceğinden şüphe ettiğim bir sürü şey vardı. Şimdi manasız gelen, birçoğu kurgu ve dezenformasyon ile zihnimize işlemiş bir sürü basma kalıp soruya yanıt aramaktan alıkoyamıyordum kendimi. Fibromiyalji ve kas eklem yaşlanması gibi rahatsızlıklarım vardı doğal doğum yapabilecek miydim ? Düzenli spor hayatımda hiç yer olmamıştı vücudum 2-3 aylık hazırlık ile bunu kaldırabilir miydi? Ya doğum sırasında ters bir şey olursa buna müdahale edilmesi sezaryene göre daha mı riskli olurdu? ……
Tüm gecikmişliğime, kaygılı halime rağmen anlayışı ve özverisi ile buluşmalarımıza başladık Pınar ile… Nefesti, Pınarın kurabiyeleriydi, egzersizdi, hypnobirthing kitabıydı, biraz dertleşmeydi, başka kadınların müsaadesi alınmış doğum hallerini izlemekti derken haftalar geçti. 37. Haftada Zeyno’nun aramıza katılacağına kodlamıştım kendimi nedensizce, o hafta “peki sen ne zaman istersen” gülümsemesiyle geçti. 38. Hafta oldu hala yoktu, “biraz tembel miydi, keyfi mi yerindeydi” …. 38. Hafta NST ölçümlerimiz ve çatı muayenesi yapılacaktı. NST’ye daha öncede bağlanmıştım ama artık NST’ye bağlanıyor olmanın anlamı değişmişti. O haftanın başında cihaz herşeyin iyi olduğunu söylemişti. Doktorumuz bir de çatıya bakalım istedi. Her doktor randevusu öncesinde yapılacakları araştıran, bilgi edinen ben çatı muayenesine odaklanmamıştım. Zor ve sevimsiz olduğunu deneyimlerini aktaran kadınların hikayelerinden okumuştum ama hepsi bu kadardı. Benim için ve doktorum için zor ve sevimsiz olmanın ötesindeydi. İlk denememizde doktorumun muayeneyi yapmasına izin vermemiştim. Doğum dalgalarını sessizce atlatan ben, çatı muayenesinde tüm koridorun duyabileceği kadar bağırmıştım . Bu başarısız girişimin ardından doktorum hemen Pınar’ı aradı, tabii ki ben de…Desteğine ve sesine ihtiyaç vardı. Başarısızlık hissime önerileriyle Pınar yetişti. Ben de iyi bir öğrenci olarak elimden geldiğince önerilerini yaptım. 2 gün sonra yeniden randevu almıştım şayet bu muayene yapılamazsa doğal doğum hepimiz için bir hayaldi. Hatta hemşire arkadaşlardan biri katı gerçekçiliğiyle “sen daha çatı muayenesi yapamıyorsun nasıl doğum yapacaksın, bu muayeneyi doğumdan önce 5-6 defa üstüste yapacağız” dedi. 2 gün sonra kısmen direnç göstersem de doktorum çatı muayenesini gerçekleştirebildi.
12993344_717850751650945_3847893096776563972_nKendimi ve zihnimi telkin ederek, içimdeki sesleri birbiri ile konuştura konuştura başarmıştım.
Nasıl ve ne keyifli bir mutluluktu.
Açılma başlamıştı….2 cm kadar…
Herhalde Zeyno yavaş yavaş gelecekti…
Ama öyle olmadı Zeyno, 39.’u da atlattı 40’ı da….
40. haftanın sonunda yine yeniden zihin oyunlarım başlamıştı. Çok gecikmişti, ya suyum ile ilgili bir sorun oluşursaydı, ya fazla büyüyüp doğum zorlaşırsaydı, kaç gün daha onun insiyatifine güvenebilirdim. Bir Bahar günüydü, Cumartesi trafiğinin İstanbul’u katlettiği bir günde çayırlara ve çimenlere yayıldık Pınar ile… Yine yetişmiş, güç vermişti. Şimdi o sahile baktığımda eve dönerken kafasında nasıl bir yol izleyeceğini bilen kadının rahatlığını anımsıyorum. Pınar ile 1 hafta daha Zeyno’nun insiyatif kullanmasına karar vermiştik.
İyi ki de öyle yapmışız…
Zira Zeyno aslında geç kalmamıştı.
IMG_4103İlk günden bu yana ultrason cihazının verdiği doğum tarihinde dünyayı adımlamaya karar verdi Zeyno.
2 gün sonra gece yarısı kanama ile hastaneye gittim. Bir görünüp geri geliriz sanıyordum. Doğum o kadar yaklaşıp, açılmam 4 santime ulaşınca bırakmadılar. Eşim eve gelip check-list ile hazırladığım hastane bavullarını, ailemin özenerek hazırlattığı süsleri sabaha kadar süren bir emek ile hastaneye getirdi. Ben de onunla beraber uyumamıştım. Sabaha doğru uyuduğum 3-4 saatlik uyku ile yeni güne başlamıştım. Eşim erkenden Pınar’a haber vermişti. O gün şanslıydık Pınar’ın işleri erken bitti ve nerdeyse tüm gün benim yanımdaydı.
IMG_4102Doğum dalgalarım sırasında hiç bağırmadım, çığlık atmadım. Yani filmlerdeki gibi bir şey değildi doğum. Biraz aç ve yorgundum. En uygun şekliyle çözdük bu ihtiyaçları. Asistan hekimlerin dahi şaşırdığı bir haldeydim. Doğal doğum yapmayı bekleyen bir kadın koridorda geziyor, kendini pilates topuyla rahatlatıyor, sakin ve sessizce bekliyordu.FullSizeRender (6)
Tüm bunların arasında çatı muayenesi olmam gerekiyordu, yine direnç gösterdim. Hastanedeki ebeler şaşkındı. Çatı muayenesine direnen bu kadın nasıl doğurabilirdi ki ama oldu inanarak, güvenerek, güç alarak. Akşam 19:00 sularında Zeyno geldi, hoş geldi….
Bence sağlık alanına hakim olan, kar-zarar hesabıyla şekillenmiş, bunun gereği olarak optimum çözümler üreten aklı boşverin. Siz varsınız, bedeniniz ne kadar size has ve özel ise bebeğinizde öyle. Emin olun olmazları birlikte oldurabilirsiniz.

Tek hakikat sizsiniz. Tek hakikat bebeğiniz. Biraz desteğe ve yol arkadaşlığına ihtiyacınız var hepsi bu…
Pınar’ım yine yeniden sonsuz teşekkürler olsun, yol arkadaşlığın için.

Seni seviyoruz, olmasaydın olmazdı… “