IMG_1257Hayatımın ilk yedi yılını köyde, sonrasını ise sıklıkla köy-şehir hayatında geçirmiş, ailesi hala ek olarak çifçilik ile uğraşan biri olarak, bilgi dağarcığımda organik değil, doğal yaşam- bu yılın mahsülü, bahçe meyvesi-tarla sebzesi gibi tanımlar vardı.

Ne zaman ki kendi hayatımı yaşamak için şehre geldim, bu büyük şehir İstanbul oldu. Yediklerimde, eskinin tadını arar, domatesin- çileğin- salatanın kokusunu özler oldum. Yumurtanın- sütün tadını aradım, yoğurdum annemin yoğurdu gibi olmasını istedim. İşte o zaman kendimi organik marketlerde- pazarlarda buldum. Kilerim, buzluğum yine köyden gelenler ile dolsa da günlük hayat ihtiyaçları için hamileliğimde, emzirirken ve Ilgaz ek gıdaya başlayınca daha da haşır neşir oldum. Tabi benim de zaman zaman firelerim var 🙂

Kendi kişisel bakım ve hijyen ürünlerimde, Ilgaz’ın bakım ürünleri ve çamaşır deterjanların da ise organik ürünler tercih ediyorum. Bu şekilde hem kendimizi hem de doğayı koruduğumuzu düşünüyorum. Gelecek nesillere de temiz, sağlıklı bir çevre bırakmalıyız bence bu kadar tüketmeyi seven insanlar olsak da.

(null)Tekstil konusunda ise, pamuklu olmasına, baskıdan uzak, şekil var ise ya kendinden ya dokuma-nakış-vs. olmasına, renkliden özellikle beyaz ya da temel renklerde olmasına dikkat ediyordum. Ta ki, Ilgaz doğduktan yirmi dört saat pamuk gibi cildi gelişen toksik eritem ile bakla bakla kıpkırmızı olana kadar. Hastaneden çıkar çıkmaz, henüz otuzlatı saatlik lohusa olarak kendimi organik kıyafet ararken bulmuştum. Hassas tenine zarar vermemesi için, çıt çıtları nikel kaplama olmayan, pamuğu, boyaması, dikişi organik olan kıyafetler. Böylece tanışmış olduk, altı ay böyle gitti.

IMG_0824Günlerden bir gün, mail kutuma inanılmaz naiflik ve samimiyet ile yazılmış bir mail düştü. Benimle annelere- hamilelere eğitimler vermeyi isteyen bir mail. Nedir? Nasıl olur? Sizi tanımam lazım derken, iletişimimiz gittikçe güçlendi ve ben onlardan organik tekstil hakkında bilmediğim, çoğu annenin de dikkatini çeken ama içeriğini bilmediğini düşündüğüm birçok şey öğrendim. Sorularımın her biri samimiyet ile cevaplanırken, yaptıkları iş ile ilgi olarak da ne kadar özendiklerini gördüm. Özellikle kadın girişimci olarak fark yaratmaya ve Türkiye de üretilen organik ürünler özellikle tekstil alanın da farkındalık yaratma konusunda ne kadar çabaladıklarını izledikten sonra, GOTS sertifikalı ürünlerini deneyip tabiri caiz ise hem taş gibi hem de güvenilir olduğunu gördükten sonra uzun soluklu projeler için el sıkıştık. Evet o marka sizin de sosyal medya hesaplarımda görmeye başladığınız OrganicEra 🙂

Organik ürünler ve organik tekstil konusunda bilgilendirme yapmak ve annelerle tanışmak için ilk adımı atarak. İlk önce sizlerin de yakından tanıdığını düşündüğüm Blogger Anneler ile bir toplantı gerçekleştirdik.  Sonrasında ise “Gebbepinar ile yaza merhaba organik kahvaltısı” düzenleyerek beni takip eden yirmi anne ve bebekleri ile bir araya geldik. O güne ait yaşananları burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yeri gelmişken de; blogger anneler toplantı davetimizi kırmadan gelen, Sevgili Merve Öztürk, Sevgili Büşra Karahasanoğlu, Sevgili Zeynep Aydoğan, Sevgili Özge Kopuz, Sevgili Funda Korkut hanıma çok teşekkür ederim.IMG_0842

Toplantı da, Marka Sahibi aynı zamanda endüstri mühendisi olan  Sn. Nur Hanım’dan, ürün tanımı değil, Pamuğun kendisini, Organik tekstil üretiminin nasıl olduğunu ve organik sertifikalandırmanın önemini dinleme fırsatı yakaladık. Hem de merak ettiklerimizi sorduk. Duyduklarımız ve gördüklerimiz karşında hayretler için de kaldık.

Neden mi?

Pamuk ile ilgili olan gerçekler mesela!! Tüm dünya da kullanılan böcek öldürücü kimyasalların %25’i sadece pamuk yetiştirilen araziler için kullanılıyormuş. Üstelik tüm dünya da ki tarım arazilerinin sadece %3 pamukmuş. Ayrıca bu kimyasallar püskürtme yolu ile tatbik edildiği için, hava ile suya, toprağa, bitkilere ve soluduğumuz havaya savrulurken ekosistem üzerinde zararlı oluyormuş. O pamuklar ile üretilen tekstil ürünlerinde de cildimizin emici özelliği ile de bizlere geçiyormuş.  Ayrıca, o ilaçlara karşı böcekler direnç geliştirdikleri için de her yıl daha fazla miktarda ilaç kullanılıyormuş. Kullanılan bu ilaçlar ayrıca dünya da yılda 2 milyon kuş ölüyormuş. Ayırca bu pamuk tohumları hayvan yemi olarak da kullanıldığı için tehlike giderek artıyormuş.

IMG_0778Pamuk yıkansa bile, bu ilaçlar pamuk elyafı üzerinde kalırken, cildimize temas eden her türlü maddenin de %60’ı cilt tarafından emiliyormuş. Çocuklar ve bebeklerin ciltleri ise bizden beş kat daha hassas oldukları için ise risk daha da büyüyor tabi!

Tabi bu sadece pamuk için, bir de giyeceğim ürün haline gelene kadar boyama, baskı, yumuşatma gibi süreçlerde kullanılanları düşününce…

Organik pamuk yetiştiriciliğinin ise farkı, pamukları korumak için kimyasal ilaçlar yerine parazitler ya da uğur böceği gibi doğanın kendisinden olan organizmalar kullanılıyormuş. Tarım arazileri ise, tarım ilaçları kullanılmamış, öldürücü ve gübrelerin en az üç yıl süresince kullanılmamış olanlarmış. Pamukların tohumları ise, genetiği değiştirilmiş organizma sizin de bildiğiniz GDO dan üretilmiyormuş. Tıbbı gübre ile yetiştiriliyormuş.

Sonrasında ise, üretimde çalışan işçilerin dahi sağlığı için tehdit oluşturmayan çevre dostu süreçler takip edilerek, klori içermeyen ağırtıcılar, slikonsuz yumuşatıcılar, azo içermeyen boyalar kullanılarak süreç tamamlanıyormuş.

IMG_0723Benim için en enteresan olan ise o gün ilk kez dokunduğum ham pamuğun; yumuşacık bildiğimiz pamuğun aslında ne kadar sert olduğu, bir çok işlem sonrasın da yumuşadığı. Şöyle söylemek gerekirse pamuğa daha yakın keten düşünün ve onun dokusunu hayal edin 🙂 O yumuş yumuş hal için de; karbon fırça kullanılıyormuş. Böylece kimyasal madde kullanılmıyor hem de uzun süre yumuşak kalmasını sağlıyormuş.

Zararlı kimyasal ilaçlardan uzak olarak yetiştirilen pamuklardan yapılmış tekstil ürünleri, toksik kalıntılara alerjisi olan bebekler, çocuklar için en uygun tercih.

Kimyasalların zararı, doğaya ve bizlere olduğu kadar; onları tatbik eden tarım işçileri, boyama atölyelerinde çalışan işçiler ve onların ailelerin de sağlık sorunları oluşturabileceğin unutmamak lazım!

Peki her organik tarım yapıyorum, organik pamuk yetiştiriyorum benim tekstil ürünlerim organik diyene inanmak mı gerekir. Elbette ki hayır!  Göster bakalım bize sertifikanı diyerek, en birinci tüketici hakkımızı kullanmalıyız 🙂

tüm bu anlattıklarım için burada ki öyküyü izlemenizi öneririm.

IMG_2248Nedir bu sertifika peki;

GOTS ( Global Organik Tekstil Standardı): pamuğun üretiminden, tedarikine, ürünün üretilirken kullanılan kumaş, iplik, baskı, nakış, boyar madde, konfeksiyon kısaca üretim süreçlerini belirleyen dünya çapında geçerli bir tekstil standardı. Aynı zamanda işçilerin çalışma kriterleri (çocuk işçi-iş güvenliği) gibi bir çok ekolojik kriterleri de içermekteymiş.

Bu standart ışığında da diyebiliriz ki; sertifikası olmayan ürünler için de mutlaka insan ve doğa için zararlı maddeler vardır.  Bu da risk oluşturmaktadır.

Özellikle uyarmam gerekiyorsa; organik ürün tercih ediyorsanız mutlaka sertifikasını sorgulayın. Sözde organik ürün almayınız. Yanda gördüğünüz logodur. Ayrıca ürün etiketinde de ürün denetimini yapan firma adı ve numarası yazılıymış. Siz dikkat ediyor muydunuz? IMG_2246

Bir de bildiğimiz büyük markaların içinde ki organik ürün köşelerini sorduk peki ya onlar gerçekten organik mi?

Pamuk üretimi bu kadar kimyasallar sağlanırken, çevreye ve insana verdiği zarar, araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Adı tüm dünyada da bilinen büyük markalar sosyal sorumluk projesi altında, tarım arazilerinin uzun süre kullanılabilmesi için organik pamuk üretimi ve işçiliğini desteklemek için üretilen bir ürünün %5ini organik pamuktan sağlayarak, sektörü korumak için adım atmış. Bu desteklerinden dolayı da, onlara sertifika verildiğini söylüyor Nur Hanım. Boya, konfeksiyon, dikiş için ise organik demek değil.

Hepimiz de biliyoruz ki, organik ürünler pahalı. Gerçi üretimi, sertifikasyonu bu kadar meşakkatli olduğu için hak vermiyor da değilim. Ama “ürünler neden pahalı oluyor?” diye de sorduk.

Aldığım cevap şaşırtmadı, evet üretimden sertifikasyonuna, transferinden sunumuna kadar organik ürün bir zincirdi. Ve bu zincirin bir halkasının bile kopması onu organik olmaktan çıkarıyordu. Sertifikalııydı bu sertifikaları almak için sağlanan standartlar, işçilerin eksiksiz sosyal güvenlik hakları, ürünlerin mal edilişinde ki değerin yüksekliği, satışlara da yüksek yansıyordu.

Ancak genel ürün fiyatlandırmalarına baktığımda, birçok markaya göre düşük olduğunu görmüştüm. İlk mağazalarını ziyaret ettiğimde. O zaman da şimdi de aldığım cevap aynıydı, “Ürünlere karımızı hayatımızı devam edebilmek için yeni ürünler geliştirebilmek için koyuyoruz kazanmak için değil. Organik ürünü sadece belirli bir kesim için üretmiyoruz. Herkes için üretiyoruz. Dünyanın insan ve çevre sağlığını koruyan temiz bir üretime ihtiyacı var.”

IMG_0687Benim organik tüketimden anladığım ise;

Takınıtlı bir organik sever olmasam da, kapalı ürünlerin etiketlerini okuyup, içindekileri gördükçe, daha basit beslenmeye giyinmeye özen gösteriyorum. Az olsun öz olsun diyorum. Organik tercih ederek- doğaldan yana olarak kendi çocuğumun olduğu kadar sizlerin çocuklarının geleceği için de iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. Sorumluluk duyuyorum.

Ayıracak bütçem ne varsa ilk önce organiğine bakıyorum, tercih şansım var ise organiği tercih ediyorum. Biliyorum ki; organik olan her ne ise, daha çok tercih edilir hale geldikçe, üretim alanları genişleyecek, ekolojik sistem dinlenecek, ürünlerin fiyatları da düşecek.

Ürünler ile ilgili ayrıntı veremeyeceğim, çünkü anlatmadılar 🙂 Ama; Sorgu sual, baya uzun süren toplantımızın ardından Maslak\Uniq de bulunan mağazalarını ziyarete indik. Emziren ve altı bezli cücük annesi olarak ben, emzirme ve bebek bakım odası (bebek bezi-ıslak mendil bile yedek düşünülmüş) olan bir mağazada olmak nasıl bir hafiflik getirdi. bebek bakımı ve emzime için oradan oraya gezmedim, kendimi nasıl özel hissettim anlatamam 

Bebek bakımı, beslenmesi, kendi kişisel hijyeninizden, ekolojik bebek mobilyasından, hamilelikte de güvenle kullanabileceğiniz ekolojik kozmatik ürünlere, bebekleriniz için kıyafet, uyku arkadaşı,organik örgü battaniyeler, ekolojik ayakkabılar, organik örgü – pelüş oyuncaklar, ek gıdaya başlarken kullanabileceğiniz her organik malzemeyi www.organikturk.com web sayfalarından inceleyebilir ya da satın alabilirsiniz.

Eğer vaktiniz olur, yolunuz düşer, başka şey için gitmiş bile olsanız bir uğrayın OrganicEra İstanbul\UNİQ mağazasına… Atmosferi bile iyi gelecek.

Ayrıca, şeker bayramı için, tatile gitmeden önce, keyif için ya da doğurmadan önce ürünleri görmek isterseniz, yaz koleksiyonu bu hafta seriliyor 🙂

ve şimdi çok tatlış %100 organik sertifikalı OrganicEra’dan tam teşekküllü bir hastane çıkışı seti kazanmanız için size bir soru; bir tekstil ürünün organic bir ürün olup olmadığını hangi sertifika ile anlarız?

neler yapmak gerekiyor; 24.06.16 cuma 23:59 ‘a kadar bu yazının altına cevabını yorum bırakmak +@OrganicEra instigram sayfasını takip etmek + @gebbepınar  sayfasında ki duyuruyu repost etmek.

not: cevapladım- takip ettim diye de belirtirseniz, şansınız artacak 🙂

Bir çok buluşma, eğitim için takipte kalınız efenim…

 

Sevgilerimle,

Gebbepinar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

34 YORUMLAR

  1. Merhaba Pınar Hanım:)
    Sizi doğal doğum hikayeleri okurken farkettim ve hamileliğinizden beri takip etmekteyim.
    Bir tekstil ürünün organic bir ürün olup olmadığını GOTS ( Global Organik Tekstil Standardı) sertifikası ile anlarız.
    Cevapladım + takip ettim 🙂 repost ettim 🙂

    Saygılarımla

CEVAP YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here