Kongreleri, fuarları, , sempozyumları, workshopları oldum olası sevmişimdir..En sevdiğim yanı ise farklı farklı konuşmacılardan bin bir çeşit konuda bilgi almak, paylaşımda bulunmak ve durumlarla ilgili farkındalık yaratmak..

IBS Anne Cocuk Bebek Fuarı Sempozyum programı da bunlardan biri, ben kendime üç konu seçtim ve “acaba yer için rezervasyon yaptırsaydım” diye düşünüyorken salona girmiş bulundum ..sadece on kişiydik konular  ve konuşmacılar değiştikçe ve saat ilerledikçe katılımcı sayısı arttı ama otuzu geçmemiştir diye tahmin ediyorum..

Kitaplarını bayıla bayıla okuduğum, her dinlediğimde zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım, sıkılmadan dinlediğim, sunumunda şimdi ne yapacak diye merakla beklediğim, eğitim, çocuk yetiştirme ve yeteneklerini keşfetme adına bir dizi seminerleri olan  güzel insan Dr. Erdal ATABEK..Katılımcı sayısının az olması sebebiyle Erdal Bey kendisini duyabileceğimiz şekilde bizi oturma düzenine geçirdi ve kendimizi tanıtmamız için sözü bize verdi..dedim ya ne zaman ne yapacağı belli olmaz..:) Bu etkinlikteki konuşmasının teması ” Müzik Seni Çağırıyor” du, çocuk eğitiminde müziğin öneminden ve çocuğumuzun yeteneklerinin keşfi konusunda kendi çalışmalarından bahsetti..

Konu ile  ilgili aldığım notları sizlerle de paylaşmak istiyorum..

Müzik bilgisi, bebeğimiz için daha anne rahmindeyken başlar, duyduğu “ilk ritm” kalp atımı , müzik dinlemesi ve duyması “melodi” ve dinlediğine verdiği tepki veya gösterdiği uyum ise “armoni” ymiş..Müzik sadece ruhun gıdası değil, matematik ve felsefe gelişimini de müzik eşiliğinde gelişirmiş..Çocuğunuzu eğitmeden önce, çocuğunuzun kim olduğunu anlamaya çalışın, diyor Dr.Atabek ve söze kendi çalışması olan “MAJÖR BEŞLİ” ile devam ediyor..

  • Merak,
  • İlgi,
  • Deneme,
  •  Seçim,
  • Sürdürme.

Çocuğunuzun size vermiş olduğu mesajları iyi okuyun, Onun ilgileri doğrultusunda ilerleyin..ve asla unutmayın ki..Her çocuk, dünyayı yeniden keşfeder..

Çocuk, ilgi duyduğu konuda  15dk, ilgi duymadığında ise 7 dk dikkatini ancak toplayabilirmiş. Müzik de dikkat toplama ve kollektif çalışma açısından en yararlısıymış. Eski yunanda çocuklar flüt ve lir çalmayı öğrenirlermiş ilk önce..bizler de çocuğumuza şarkılar söyleyebilir (her tür olabilir), dinletebilir (özellikle Mozart Her yaş çocuğa) ve tepkisini gözlemleyebilir ve blok flüt ( hani şu okulda iken çaldığımız)  ya da gerçek sesleri olan bir org onlara sunup ona karşı ilgisini değerlendirebilirmişiz..

Kendisinin de danışmanlığını yaptığı Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’ nı dinledik ve son olarak da Algılama, keyif  alma ve öncelikler ile ilgili olarak Washington Post Gazetesinin yaptığı araştırma olan “Metrodaki Kemancı”  sunumu bizimle paylaşarak bizlerinde katılımıyla zamanı tükettik..

(Kaynak: http://www.gulkaynak.com)

Hemen ardından; ” Dağal Bilinçli Anne, Alkali Çocuk”  konulu konuşması ile ekranlardan da tanıdığımız  Detoks (Arınma) ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Gül Kaynak bizimleydi..

Bilmeden vücudumuza aldığımız kimyasallardan ve beslenmemize farkındalık getirecek Alkali diyetten bahsetti..benim ise en çok dikkatimi;

Sezeryan ile doğan bebeklerde görülen probiotik eksikliği ile ilgli bilgisi oldu, bebeğin normal doğumda geçiş esnasında aldığı barsaklar için yaralı bir bakteri olan probiotik, sezeryan doğumlarda alınamaması ve bunun sonucunda bebeklerde görülen gaz problemleri..dışarıdan alınan insan barsak florası için uygun probiotikler de mevcutmuş..

Vücutta asitli gıda tüketimi ne kadar çok olur ise, vücut da asiti alkaliye çevirmek için kalsiyumu dişlerden ve kemiklerden çekiyormuş bunun sonucunda erken dönem diş problemleri ve kemik erimesi riskini arttırıyormuşuz..Bu nedenle alkali su içemeye ( ph ne kadar yüksek olursa olsun su bekledikçe ph düşermiş, akan su hatta musluk suyumuzu filitre edilerek kullanmak en güzeliymiş ) ya da içtiğimiz suya bir çay kaşığı elma sirkesi, limon ya da karbonat atarak alkali hale getirebilirmişiz..

Şeker kullanımı ile ilgili olarak ise; şeker ve hayvansal proteinler kanser hücresi etrafında bulunan kalkanı besleyerek direncini arttırıyormuş, bu nedenle şeker yerine;

  • Stevia ( Şeker hastalarının kullandığı yapay tatlandırıcı değil)
  • Agave ( mavi kaktüsün içinden elde edilen bir tür bal)
  • Hurma ( evet ramazan sofralarımızın vazgeçilmezi hurma, )

Ara ara anonslar  ile kesilen sunum asabımızı bozup dikkatimizi dağıtsa da konu ilginç ve Gül hanımın anlatımı ahengliydi :)

Son olarak katıldığım seminer ise; ” Hamilelik Boyunca Bebeğin Duygusal Sağlığının da Temelleri Atılıyor ! ” konusu ile Anne Olunca Anladım İnternet sayfasının Kurucusu ve Editörü Hülya Yıldırım

( Kaynak: www.anneoluncaanladim.com)

Konuşması boyunca çoşkulu tavırları ve samimi yaklaşımıyla iyi ki katılmışım düşüncesini içime düşüren güzel insan Hülya Yıldırım..

Konuşmasında dikkatimi en çok çeken ise benimde fikrine sonuna kadar katıldığım; ” Hamile kalmadan önce hamilelik düşüncesine hamile kalmak gerekir çünkü hamilelik ruhsal ve bedensel hazırlık gerektirir.”

  • Sizin anne olma düşüncesine yaklaşımınız ve eşinizin de doğru baba olup olmadığı konusunu da değerlendirmemiz önemliymiş.
  • Kokularımızı ve tedirginliklerimizi kabul etmeli ve korkularımızın içinden cesaretle geçmedikçe onu yenemeyeceğimizi de ekledi..
  • Çocuklar anne karnından taa 12  yaşına kadar annesini aynalar yani biz  üzülürsek üzülür siz sevinirsek sevinirmiş..

Sonrasında da kısa bir nefes çalışması ile bizleri dinlendirdi..( alışık olmama rağmen ben çok zorlandım, sanırım sıklıkla gelen asab bozucu ananslardan )

Yazdıklarımın sonu…buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkürler ve bu yazılanlar sizin bakış açınızda da bir fakındalık yaratmaya sebep olabilecek ise ne mutlu bana..

sevgilerle, pinar..

CEVAP YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here