Okula başladığına sevinemedim yahu…

Okula gitti diye dans eden ebeveynlik moduna ne zaman geçeceğiz biri bana söyleyebilir mi?

Zira bu hafta da hayatımıza bu arkadaş katıldı :/

Çocuğum okuldan gelmeden ev işi de bitsin, yemek de hazır olsun bir yeşil çayımı içip iki dakika oturayım derken, Ilgaz’ ın öğretmeninin araması ile bir nefeste kendimi okulda buldum. Ilgaz üşüyorum diyerek, halsizlik ile öğretmeninin kucağında sızmış…

Evin merdivenleri bile çıkacak hali yok, bir nefeste kucağımda onaltıbuçukkilo dört kat merdiven çıkarak annelik rekorumu egale ettim. Onun yapabildiği ise sağ el baş parmak kökünde acıyor dediği bir yeri göstermek.Bende hemen tüm vücut kontrol yaptım, döküntü var mı? diye… Yoktu. Ateşini ölçtüm, normal sınırlarda. Yemeğini yedi. Uyku vakti geldiğinde ise ayakları elleri buz gibiydi (klasik ateş belirtisi) ateş 39.6 olmuştu, ellerini ve ayaklarını yıkayarak, sadece atlet külot ile bırakarak, odasını havalandırarak ve ateş düşürücü içirip tüm gece ateş takibi yaptım, inatçı ateş bir türlü düşmedi. Sabah ise sanki gecenin tam tersiydi: süt liman… yine bir vücut döküntü kontrolü, Dizinin üstünde, gösterdiği o parmak kökünde, omzunun hemen yanında birer sivilce vardı. Yoksa?? Diyerek kahvaltı yapıp doğru Dr. Ayşe’ mizin yolunu tuttuk. Ilgaz’ın ellerine ve boğazına baktığı gibi (döküntüler ile avuç içi ve parmak araları harita gibi olmuş üç saatte) göz göze gelişimiz vardı ki…

Bu El- Ayak- Ağız Hastalığı dedi… ben de veladdalin amin dedim kendim için 😊

yazı 2

Bu zalıııım hastalık, 1998’de Tayvan’da, 2008’de Singapur ve Vietnam’da, 2008-2013 yılları arasında ise Çin’de büyük salgınlara neden olmuş. Ülkemizde ise bir salgın yok. Ama 2012 yılından bu yana ülkemizde görülme sıkılığı artmış. Yoğun bir sıklık demek ki bu yıl da, ben sosyal medyadan paylaşınca yüzlerce anne bizde de var diye yazdı.

Kimlerde Görülür?

Hemen her yaşta görülse de özelikle beş yaş altı çocukları etkiliyormuş. 1 yaş altı bebekler, anne karnında plasenta yoluyla geçen antikorlar sebebi ile korunup, çok nadir hasta oluyorken son yıllarda artış görülmeye başlanmış. Sıklıkla yaz aylarında görülmekle beraber küresel ısınmadan dolayı Eylül, Ekim aylarında da sıklık artmaktaymış.

Nasıl Gelişiyor?

Hastalık vücuda girdikten sonra 3-7 gün sessiz sedasız kalıyor, kuluçkaya yatıyor. En sık el avuç içi, ayak tabanları ve ağızda içi su dolu kırmızı döküntüler (ayakkabı vurmuş da içi su toplamış gibi) ortaya çıkıyor. Genital bölgede, dirseklerde, iç kol çukurunda, diz arkalarında da görülüyor.  Bu döküntüler de bir iki günlük ateş sonrası ortaya çıkıp, 7-10 güne uzayan da bir iyileşme dönemi oluyormuş. İz bırakmadan iyileşiyormuş. 3-4 hafta kadar virüsler vücutta kalıyormuş.

yazı 4

Bizde ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve iştahsızlık olarak başladı. Bugün altıncı gün resimlerde de gördüğünüz gibi, döküntüler çıkarken ağrı yapıyor. Topuklarına basa basa evde yürümeye çalışıyor. Sonra içi su doluyor ve kaşınıyor. Tabi özellikle bu kaşınma ve ağrı geceleri başlıyor, uykusuzluk ile bunalan çocuk düşünün birde. Ağız içinde yaraları sebebiyle her yiyecek tadı farklı geldiği için isteksizlik, ağrı ve ateş dönemlerinde ise iştahsızlık tavan. Hemen Blw ‘den ağız içine sokuşturma yöntemi ile beslenmeye geçiş yaptık 😊 Neyse ki ağız içini rahatlatıcı sprey de işe yaradı. Sıvı alımı da yerinde, ama parmaklarında ki döküntülerden su şişelerini açamıyor ondan dertli :/

Konu hakkında yazılan makalelerden okuduğum, genellikle iyi seyirli gidiyormuş ama bazı durumlarda iştahsızlık ve sıvı kaybı olduğunda hastanede yatmak da gerekebilirmiş. Bazı değişik vakalar da vardı; Tırnak yatağına yerleşen döküntüler tırnağın ayrılmasına sebep olabilirken, ishal ile birleşince hastalık tablosu ağırlaşabiliyor. Kalbin aşırı çarpması, ödem, menenjit gibi durumlar da eklenebiliyor. Bu nedenle takibi iyi yapılmalıdır.

Tedavisi var mı?

Tabi virüs kaynaklı bir hastalık olduğu için, özellikle bir tedavisi yok. Kullanılabilecek ilaçlar hastalığı yok etmeye değil oluşabilecek etkilerini yok etmek için. Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, ağız içinde ki yaraları rahatlatmak için spreyler, döküntülerin kaşıntısını gidermek için jeller, bağışıklığı güçlendirmek için probiyotik, bitkisel karışımlar gibi.

İlk üç gün banyo yaptırmadım, sonra doktoruna danışıp banyo yaptırdım. Rahatlar dedi. öyle de oldu.

Sizlerin de ağrı ve kaşıntısı için rahatlatma yolları ve bağışık güçlendirme tüyoları var ise yorum olarak lütfen aşağıya yazın, emi?

yazı 3

Peki El Ayak Ağız Hastalığından korunmak için neler yapabiliriz? 

Şeytan kulağına kurşun diyerek tahtalara vurarak kaçılmıyor tabi…

  • Aşısı ve enfeksiyonun özüne dair tedavisi olmayan el-ayak-ağız hastalığında, önemli olan bulaştırıcılığının engellenmesi önemlidir. Burada da biz ailelerin bilgilenmesi çok önemlidir.
  • Genellikle bulaştırıcılık süresi bir haftadır. Soluma ile de bulaşır. Örneğin, hasta kişinin dokunduğu oyuncak, eşyalar diğer çocuklar için risk faktörü olabilir. Bu nedenle o eşyaların dezenfekte edilmesi, sık sık ellerin yıkanması, içme suyu ve havuz sularının klorlanması ve o su toplayan yerler patlatılmamalıdır.
  • Ev istirahati bulaştırmamak için önemlidir.
  • Gebeliğin ilk üç aylık döneminde geçirilen hastalık düşük ya da bebeğin gelişim geriliği ile sonuçlanabileceğinden özellikle hamileleri bu hastalıktan korumak önemlidir.

Hiç hasta olmamak için özellikle önerim; Bağışıklık sistemini güçlendirme için, probiyotik ağırlıklı dengeli beslenmeye, bol sıvı almaya ve uyku kalitesini korumaya özen gösterebilirsiniz. Probiyotik açıdan zengin gıdalar; tarhana, turşu, boza, yoğurt, kefir, ayran, peynir, ekşi mayalı ekmek, şalgam suyu ve fermente etler( kavurma-sucuk) gibi. 

Biz de, okulda başka çocukları da etkilememesi için Ilgaz’ı evci çıkardık bu hafta… Okula da haber verdik, özellikle ortak kullanım alanlarının ve oyuncakların dezenfekte edilmesi için. Çocuklar hepimizin.

yazı 1

 

İşte ben de kendime bir huni aldım simli pembe huni, zira uykusuz gecelerde lazım oluyor. Anladınız siz 😊

Bir de kafada deli sorular; Tekrarlıyor mu? Bu bilgiye ulaşmadım. Sizde durumlar nedir? Tekrar oldu mu?

 

 

 

Daha da incelemek isterseniz:

Referanslar;

  1. Uğraş M. ve Ark., İki Yıllık Periyot İçinde El-Ayak-Ağız Hastalığı Olan Çocukların Değerlendirilmesi, J Kartal TR 2014;25(1):34-38
  2. Topkarcı Z. ve Ark., El-Ayak-Ağız Hastalığının Klinik ve Demografik Özellikleri, Bakırköy Tıp Dergisi, Cilt 9, Sayı 1, 2013
  3. Tepe B., ve Ark., Pediatri Ve Dermatoloji Kliniklerinin Ortak Tanısı: El-Ayak-Ağız Hastalığı Olan Otuz Dokuz Hastanın Prospektif İzlemi, Turkderm – Arch Turk Dermatol Venerology 2017;51:41-5
  4. Ekinci P. Ve Ark., 2012 Yılı Haziran Ayında İstanbul’da El-Ayak-Ağız Hastalığı Sıklığında Önemli Artış, Türkderm 2013; 47: 192-3

CEVAP YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here